İnternet servis sağlayıcısı Extranet, kurumsal iş ortağı elektrik tedarik hizmeti sunan Aydem ve Gediz Elektrik ile birlikte internet erişiminin yaygınlaşmasını sağlamak için “İnternetsiz Ev Kalmasın” kampanyasını sunuyor.

 

Extranet, Aydem ve Gediz, bireysel kullanıcıları internet ile buluşturmayı hedefledikleri kampanya ile internetle tanışamamış vatandaşlara yönelik hesaplı internet paketleri sunuyor. “İnternetsiz Ev Kalmasın” paketi, 4 Mbps 20 GB AKN limitsiz ayda 9.90 lira olarak belirlendi. Müşteriler, dilerlerse sabit telefon hizmetinden de yararlanabilecek ve bin dakika sabit telefon hizmeti olan ‘Konuştukça Bağlan’ paketini de aynı faturaya ek olarak alabilecek. Extranet Müdürü Mehmet Tekintaş, kampanyadan yararlanmak isteyenlerin adresinde daha önce internet tanımlanmamış veya internet hattının iptalinden en az 3 ay geçmiş olması gerektiğini belirtti.
Extranet Hakkında;
Modern hayatın temelini oluşturan internet, vazgeçilmez bir iletişim aracı olarak hayatımızda önemli bir özne hâline gelmiştir. Bilgi toplumu olma yolunda hızla ilerlediğimiz bu süreçte Extranet, geniş hizmet ağı ve yüksek kalitesi ile sektörde yerini almıştır.
Extranet, yeni yüzü, hızlı, güvenilir ve çözüm odaklı hizmet anlayışı ile birey ve kurumların iletişim ihtiyaçlarını karşılamak üzere 2015 yılında bilişim dünyasına adım atmıştır. Yeni dinamikler doğrultusunda hizmetlerini geliştirmeye devam eden Extranet, dijital dönüşüme katkı sağlayan bir oyuncu olarak pazarda yerini almıştır.
Extranet, tüm Türkiye genelinde ses, data ve katma değerli hizmetleri bireysel ve kurumsal anlamda sunabilen bir internet servis sağlayıcısıdır. Gerek xDSL erişim teknolojileri, gerekse fiber optik kablo altyapıları üzerinden müşterilerine ulaşan Extranet, altyapı sağlayıcıları ile yaptığı anlaşmalar çerçevesinde yurt içinde her noktaya hizmet vermektedir.
Sıra dışı internetin büyülü dünyasını Extranet ile keşfedin!
https://www.extranet.com.tr
Çağrı Merkezi: 0850 470 0 444 
Reklamlar

MPLS

Çoklu protokol etiket anahtarlama (MPLS) yüksek performanslı ağlarda bir bilginin bir ağ düğümünden diğerine aktarılmasını sağlayan bir mekanizmadır. MPLS uzak iki düğüm arasında sanal bağlantı kurulumunu kolaylaştırır. Değişik ağ protokollerine ait paketlerin sarmalanmasını sağlar.

MPLS yüksek derecede ölçeklenebilir ve protokolden bağımsız bir bilgi taşıma sistemidir. MPLS ağlarında bilgi paketlerine etiketler atanır ve paket aktarım işlemi paketin içeriğinden bağımsız olarak yalnızca bu etiketlerin içeriklerine bağlı olarak yapılır. Bu durum aradaki mekanizmadan ve kullanılan protokollerden bağımsız olarak noktadan noktaya iletişim devrelerinin kurulmasına olanak sağlar. Bu sistemin en büyük faydası ATM, Frame Relay, SONET veya Ethernet gibi herhangi bir ”Bilgi Bağlantı Katmanı” teknolojisine ve değişik trafikler oluşturmak için kullanılan çoğul ikinci katman ağlarına olan ihtiyacı elimine etmektir. MPLS ”Paket Anahtarlama Ağları” ailesinin bir üyesidir. Bu mekanizma herhangi bir OSI Model katmanında çalışabilir. Genelde geleneksel olan 2. katman ve 3. katman arasında kullanılır ve bu yüzden 2.5’uncu katman protokolü olarak adlandırılır. Genelde devre temelli kullanıcılar ve paket anahtarlama temelli kullanıcılara yönelik birleşmiş bir bilgi taşıma sistemi kurulması amacıyla kullanılan bir datagram servis modelidir. IP paketleri ve doğal ATM, SONET ve Ethernet çerçeveleri dahil olmak üzere birçok değişik trafiğin taşınmasında kullanılabilir.

Önceleri aynı amacı gerçekleştirmek amacıyla Frame Relay ve ATM gibi birçok değişik teknoloji uygulanmaktaydı. Aslında MPLS teknolojisi ATM sisteminin güçlü ve zayıf tarafları göz önünde bulundurularak geliştirilmiştir. Bir çok ağ mühendisinin üzerinde hemfikir olduğu bir konu var ki bu da ATM teknolojisinin değişik uzunluktaki çerçeveler(frame) için bağlantı-uyumlu servis sağlayan ve daha az ek yük gerektiren farklı bir protokolle değiştirilmesi gerektiğidir. MPLS şu an bu tür teknolojilerin bazılarının yerini almış durumdadır.

MPLS özel olarak ATM’in standart, hücresel anahtarlama ve sinyalleme protokolüyle birlikte gelir. Modern optik ağlar o kadar hızlıdır ki (40 gb/sn ve ötesi) 1500 bytelık paketler bile hiçbir gerçek zamanlı gecikmeye uğramadan aktarılır. Böylece küçük ATM hücrelerinin modern ağların çekirdeklerinde gerekli olmadığını MPLS tarafından tanınır.

MPLS halihazırda birçok IP tabanlı ağda kullanılmaktadır ve IETF tarafından RFC 3031 koduyla standartlaştırılmıştır. Pratik olarak MPLS IP datagramlarını ve ethernet trafiğini aktarmak için kullanılmaktadır. Hem IPv4 hem IPv6 teknolojisinde kullanılabilir. Asıl geliştirilme amacı yönlendirme hızını arttırmak olmasına rağmen ASIC, TCAM ve CAM-temelli teknolojilerin ortaya çıkmasıyla buna gerek kalmamıştır. Bu yüzden MPLS’in şu an esas kullanım amacı kısıtlı trafik mühendisliğini uygulamak ve IPv4 ağlarında 2.Katman/3.Katman servis sağlayıcı VPN tiplerinin kullanımını sağlamaktır. MPLS  T1, ATM ve Frame Relay gibi teknolojileri desteklemektedir.

MPLS’İN ÇALIŞMASI

MPLS paketlerin önüne bir veya birden fazla MPLS etiketi ekleme prensibine göre çalışır. Buna etiket yığını denir. Her etiket yığını girdisi 4 bölümden oluşur:

  • 20 bitlik etiket değeri.
  • QoS(Servis Kalitesi) ve ECN(Açık Tıkanıklık Bildirimi) için 3 bitlik trafik sınıfı bölümü.
  • 1 bitlik yığın sonu işareti. Bu işaret mevcut etiketin yığın içerisindeki son etiket olduğunu belirtir.
  • 8 bitlik TTL(yaşam süresi) bölümü.
    MPLS etiketli paketler IP tablosu yerine bir etiket okuma işlemine göre aktarılır. Bu şekilde aktarım daha hızlıdır. Çünkü herhangi bir CPU harcaması söz konusu değildir.

MPLS ağlarının çıkış noktalarındaki yönlendiricilere ”Etiket Kenar Yönlendiricileri” (LER) denir. Bunlar gelen pakete bir MPLS etiketi ekler ve çıkış arayüzünden bu şekilde paketi gönderir. Yönlendirmeyi sadece etiketlere göre yapan yönlendiricilere ”Etiket Anahtarlama Yönlendiricileri” (LSR) denir. Bazı uygulamalarda LER’e gelen paket önceden etiketlenmiştir ve LSR yönlendiricileri pakete ikinci bir etiket daha ekler.

Paketler, LER ve LSR’ler arasında ”Etiket Dağıtım Protokolü” kullanılarak aktarılır. MPLS ağı içerisinde bulunan LSR’ler daha sonraları paketleri aktarmak için kullanılmak üzere ağın genel bir haritasını çıkarır. Bunu standart prosedürleri uygulamak suretiyle etiket ve erişilebilirlik bilgilerini düzenli olarak degişerek gerçekleştirir. “Etiket Anahtarlama Yönleri” (LSP) ağ yöneticisi tarafından ağ temelli IP sanal özel ağları oluşturmak veya ağ içerisinde trafiği belirlenmiş özel bir yolda akıtmak gibi değişik amaçları gerçekleştirmek için kullanılır. Birçok yönden LSP’lerin; ATM ve veya Frame Relay ağlarındaki PVC’lerden herhangi bir belirgin farkı yoktur. Tek fark PVC’lerin özel bir 2. katman teknolojisine bağımlı olmamalarıdır. MPLS temelli bir sanal özel ağda (VPN); VPN’e bağlı giriş ve çıkış yönlendiricileri yani LSR’ler genellikle PER (Sunucu Kenarı Yönlendiricileri) olarak adlandırılır. Paketlere herhangi bir işlem yapmadan transit olarak geçiren yönlendiriciler da PR (Sunucu Yönlendirici) olarak adlandırılır.
MPLS tüneline aktarılmak üzere giriş yönlendiricisine gelen etiketlenmemiş bir paketin ilk olarak yönlendirici tarafından hangi “Aktarım Eşdeğerlik Sınıfı” (FEC)‘nda olduğu belirlenir, sonra yeni oluşturulmuş MPLS başlığına bir veya birden fazla etiket eklenerek bu tünele iletilmek üzere bir sonraki yönlendiriciye aktarılır.

Etiketlenmiş bir paket MPLS yönlendiricisi tarafından alındığında ilk olarak en üstteki etiket tetkik edilir. Daha sonra katman değiş-tokuş prensiplerine göre paketin etiket yığınında “push” (ekleme) ve “pop” (çıkarma) işlemleri uygulanabilir. Yönlendiricilerde en üst etikete göre hangi işlemi uygulayacaklarına yönelik önceden oluşturulmuş tarama tabloları vardır. Böylece paket işlemleri çok hızlı bir şekilde gerçekleştirilir.

Değiş-tokuş operasyonlarında etiket yenisiyle değiştirilir ve paket tüm yol boyunca bu yeni etiketle ilerler.

“Push” işleminde yeni etiket mevcut etiketin üstüne doğru itilir yani paket MPLS’in farklı bir katmanına kapsüllenir. Bu işlem MPLS’in hiyerarşik paket yönlendirimini mümkün kılar. Bu özellik MPLS VPN’leri tarafından kullanılır.

“Pop” işleminde etiket daha alttaki etiketi ortaya çıkarmak için paketten silinir. Bu işleme kapsülden çıkarma denir. Çıkarılan etiket yığındakı son etiket ise paket MPLS tünelini terk eder. Bu genelde çıkış yönlendiricisi tarafından yapılır.

Bu işlemler sırasında paketin içeriğinden bağımsız olarak MPLS etiket yığınına göre yönlendirme yapılır. Transit yönlendiricisi tipik olarak sadece etiket yığını içerisinde en üstteki etikete göre işler. Paket iletimi etiketin içeriğine göre gerçekleşir, bu şekilde protokolden bağımsız paket aktarımı sağlanır. Bu durum protokole göre çalışan yönlendirme tablolarının kullanılmasını önleyerek her sıçramada gerçekleşen pahalı IP en uzun ön başlık eşleşiminin kullanılmasına gerek kalmamasını sağlar.

Çıkış yönlendiricisinde en son etiket çıkarıldığında sadece paket kalır. Bu bir IP paketi veya farklı türde herhangi bir paket olabilir. Çıkış yönlendiricisi artık paket aktarımını yaparken etiketlerden yardım alamayacağı için paket aktarımı için yönlendirme bilgisine ihtiyaç duyar. MPLS transit yönlendiricisinin böyle bir ihtiyacı yoktur.

Bazı özel durumlarda en son etiket çıkış yönlendiricisine gelmeden önce yani transit yönlendirici üzerindeyken de çıkarılabilir. Buna “Sondan Önceki Sıçrayış Çıkarımı”  (PHP) denir. Bu durum çıkış yönlendiricisinin birçok paketin MPLS tüneline geçişinin gerçekleştirildiği durumlarda ortaya çıkar. Bu şekilde aşırı CPU tüketimi durumu ortaya çıkar. Doğrudan çıkış yönlendiricisine bağlı transit yönlendiricisiyle PHP kullanarak en son etiketi çıkış yönlendiricisine varmadan söker. MPLS,  ATM sanal devre belirleyicisinden faydalanarak mevcut ATM ağ altyapısını da kullanabilir veya tersi de olabilir.

MPLS yollarını yönetmek için kullanılan iki standart protokol vardır. CR-LDP (Kısıtlama Temelli Yönlendirici Etiket Dağıtım Protokolü) ve RSVP-TE ( Kaynak Rezerv Protokolü’nün(RSVP) trafik mühendisliği için kullanılan bir çeşidi). MPLS başlığı MPLS yolu üzerindeki bilginin tipi ile ilgili bir bilgi içermez. Eger ağ yöneticisi aynı tipteki iki yönlendiricisinden iki farklı trafik geçirmek isterse her değişik trafik tipi için ayrı birer MPLS yolu kurmalıdır.

 

 

 

Kaynak: https://bidb.itu.edu.tr/eskiler/seyirdefteri/blog/2013/09/06/mpls-(multi-protocol-label-switching—çoklu-protokol-etiket-anahtalama)

 

Telekomünikasyon nedir?

Yayınlandı: 25 Ocak 2018 / Telekomünikasyon

telekomünikasyon

Telekomünikasyon (‘uzak iletişim’), Fransızca ”télécommunication” sözcüğünden geçmiştir. Duyum, yazı, resim, simge ya da her çeşit bilginin tel, radyo, optik ile başka elektromanyetik dizgelerle iletilmesi, bunların yayımı ya da alınması.

 

Telekomünikasyon isim Fransızca télécommunication Haber, yazı, resim, sembol veya her çeşit bilginin tel, radyo, optik ve başka elektromanyetik sistemlerle iletilmesi, bunların yayımı veya alınması, uz iletişim.

Telekomünikasyon (‘uzak iletişim’), Fransızca  télécommunication sözcüğünden geçmiştir. Duyum, yazı, resim, simge ya da her çeşit bilginin tel, radyo, optik ile başka elektromanyetik dizgelerle iletilmesi, bunların yayımı ya da alınması.

Türkiye’de telekomünikasyonun sektörünün tarihi Osmanlı döneminde, 23 Ekim 1840  tarihinde Sultan Abdülmecit tarafından Postahane-i Amirane’nin kurulması ile başlamaktadır. Telgraf nezaretinin 1855  yılında kurulmasından sonra 1871 ‘de Posta ve Telgraf nezaretleri birleştirilerek, Posta ve Telgraf Nezaretine dönüştürülmüştür.

Telefon hizmeti ise ilk olarak, Temmuz 1881 ‘de İstanbul Soğukçeşme’deki Posta ve Telgraf Nezareti binasıyla Yeni Cami’deki postane arasına çekilen tek telli bir telefon ile verilmiştir. Türkiye’de ilk telefon sistemi İstanbul’da,

1911 yılında American Western Electric şirketine tanınan 30 yıllık bir imtiyaz karşılığında, bu şirket adına faaliyet göstermek amacıyla oluşturulan Dersaadet Telefon Anonim Şirketi tarafından kurulmuştur.
I. Dünya Savaşı  sırasında devlet tarafından el konulan şirket, 1935 ‘e kadar İstanbul ve civarında telefon hizmetlerini sağlamaya devam etmiştir. Cumhuriyetin ilanından sonra da 1936  800.000 İngiliz Lirası bedel ile satın alınmıştır.

Cumhuriyetin ilanından sonraki dönemde ise, 1924  Telgraf ve Telefon Kanunu ile Osmanlı devletinden devralınan ve özel şirketler eliyle yürütülen telgraf ve telefon iletişimi yeniden düzenlenmiştir.

Posta ve Telgraf ve Telefon İdaresi (PTT) 1936’da kurulmuş ve ülke çapında telekomünikasyon hizmetlerini sağlamakla görevlendirilmiştir. PTT İdaresi, 1939’da Ulaştırma Bakanlığına bağlanmış,1953 yılında iktisadi devlet teşekkülü olarak yeniden yapılandırılmıştır. 1983 yılında işbaşına gelen hükümetin izlediği ekonomik model ve devletin ekonomideki ağırlığının azaltılması politikası çerçevesinde, kamu kesiminin imalat sanayii yatırımları kısılmış, haberleşme, enerji ve ulaştırma gibi altyapı yatırımlarına ağırlık verilmiştir.

Bu dönemde hız kazanan altyapı yatırımları çerçevesinde, özellikle telekomünikasyon sektöründe büyük gelişmeler yaşanmış, 1982-1992 döneminde Türkiye, ITU üyesi Avrupa ülkeleri arasında ana hat sayısı artışında en yüksek gelişme hızını gösteren ülke olmuştur.

En büyük Telekomünikasyon şirketleri:

  • NTT, Japonya
  • Deutsche Telekom, Almanya
  • Verizon , ABD
  • France Télécom, Fransa
  • Vodafone , Birleşik Krallık
  • NTT DoCoMo, Japonya
  • SBC Communications, ABD
  • Telecom Italia, İtalya
  • British Telecom, Birleşik Krallık
  • Telefónica, İspanya

En büyük Telekomünikasyon Ekipman şirketleri:

  • Alcatel
  • Ericsson
  • Lucent Technologies
  • Motorola
  • Nokia
  • Nortel eski adı Nortel Networks
  • Siemens
  • Marconi

 

kaynak: https://www.turkcebilgi.com/telekomünikasyon#bilgi

 

SATIŞTA YAPILMAMASI GEREKEN 6 HATA

Yayınlandı: 19 Aralık 2017 / FERDİ KARABEY

 

Satış konusunda hepimiz her gün kitap ve dergi okuyor, seminerler ve konferanslara katılıyor ve çoğu zaman yazılan teknikleri ve taktikler bilmemize rağmen, performanslarımızın farklılık göstermesine şaşıyoruz.
Yapılan araştırmalar sonucunda dünyanın “En İyi Satıcıları” ve “İyi Satıcılar” arasında en önemli fark; İyi Satıcılar başarılı, ama sadece kendisi gibi kişilere satış yapabiliyor, kendisi gibi giyinen, konuşan, hayat tarzına sahip, aynı kültür veya okuluna gitmiş… Öbür yandan En İyi Satıcılar ise herkesle diyaloga girip, güven oluşturup satışa ikna edebiliyor. Satış bir ikna bilimidir ve insan faktörü en önemli unsurudur. İnsanlar ürün almazlar, insanlar güven alırlar. İyi Satıcılar güven ortamı oluşturmadan satışa başlamazlar. Satışın itirazdan sonra başlayacağını bilirler.
Satış hususunda yapılan en çok 6 hatayı yapmayarak, satış kariyerinizde size hem zaman, hem de daha kısa sürede daha çok satış yapmanızı sağlayacaktır…
1-MÜŞTERİ ADAYINDAN DAHA ÇOK KONUŞMAK:
Xerox araştırmalarında, 3 veya daha fazla ihtiyaç bir satış esnasında belirlendiğinde satış yüzdesi artmaktadır. Müşteri adayı problemlerini anlatacak fırsatı bulmalı. Satışta dinlemek en kritik ve en önemli unsurdur. Satış elemanı müşteriyi ne kadar az dinler ise o kadar az güven verir. İlk 30 dakikada zamanın % 80’ini dinleyen satıcılarda başarı oranı çok yüksek bulunmaktadır. Ayrıca, konuşmamızı 30 saniye ile sınırlandırmalıyız. TV reklamları 30 saniyedir. Dikkatimiz düşündüğümüzden daha kısadır.
2-MÜŞTERİNİN NE İSTEDİĞİNİ TAHMİN ETMEK:
Elinizde sadece çekiç taşırsanız, her şeyi çivi olarak görürüsünüz. Çivinin bu hafta popüler olması müşterinin satın almasını gerektirmez. Ne kadar tecrübeli olursanız, o kadar tahmin yanılgısına düşersiniz. Bugün müşteriler ile güven ilişkisi kısa vadeli satıştan çok daha önemlidir. İyi satıcılar bazen, rakiplerinden almanın daha doğru olduğunu söyleyecek kadar kendilerine güvenirler, ama her zaman müşteriye ileride dönüp, ilişkilerini satabileceklerini bilirler. Uzun vadeli ilişki uzun vadeli satış demektir.
3-İTİRAZ YOKSA SATIŞ POTANSİYELİ YOK DEMEK:
Müşterinin itiraz edebileceği sorulara konuşmanın başında cevap vermek sıkça yapılan hatadır. Bu şekilde satış baştan kaybedilir. İtirazlar satışların vazgeçilmez parçasıdır. İnsanlar satın almaya bayılırlar, ama insanlar satıcıların satmak istediği gibi değil, kendi almak istedikleri gibi satış yapılmasını isterler.
4- SATIŞTA HEDEF VE ADAY BELİRLEMEMEK:
Her şeyi herkese satamazsınız. Randevu almadan veya ziyaret etmeden önce “bu ürüne veya hizmete kimler ihtiyaç duyar veya fayda sağlar”? Sorusunu sormanız çok önemlidir. Doğru kişi ve ihtiyacı olana satış yapılmalı, aksi takdirde sadece zaman kaybediyorsunuz demektir.
5- GEREKSİZ MÜŞTERİ ADAYLARINI ARAYIP, SONUÇLANDIRAMAMAK:
Satıcılar zamanlarının % 80’ini müşteri kovalayarak , % 20’sini gerçek satış zamanında geçirirler. Müşterilerinizi doğru soru ve güven ilişkisi oluşturmadan belli bir zaman diliminde satışı sonuçlandıramamak ve askıda bırakmak sıkça yapılan bir hatadır. Müşteriler “ Biraz düşünmem lazım” diyerek sizin en değerli zamanınızı öldürürler. Doğru ilişki kuran satıcıyı kimse kaybetmek istemez. Başından “ hayır” cevabı almak, çok daha hayırlıdır, ama hayır cevabı alsanız bile ilişkinizi devam ettirmeye devam edin.
6- ZAMANINIZI ALACAK MÜŞTERİLERLE ZAMAN KAYBETMEK, POTANSİYEL LİSTESİNİ OLUŞTURMAMAMAK:
İyi dinleyen, doğru soruları sorup ürünle ihtiyacı belirleyen satıcılar, satış oranları her zaman rakiplerinden fazla olacaktır. İyi satıcılar zaman kaybetmeden mümkün olduğu kadar çok adayla temasa geçerler. Fırsatlarını arttırırlar. Standart satıcılar herkesle görüşüp gerçek ihtiyacı olan alıcılarla güven ilişkisi kuramayarak fırsatı kaçırırlar. Ne kadar çok kontak, o kadar çok SATIŞ fırsatı demektir.
Teknolojinin ilerlediği, ulaşımın güçleştiği, rakiplerin ise her alanda çoğaldığı çağımızda ürün yerine güven ilişkisi satan, müşterisinin ihtiyaçlarını dinleyen, doğru zamanda doğru kişiyle irtibata geçen ve itirazlara profesyonelce cevap verebilen, kendine zaman ayıran ve hedefe kilitlenen satıcılar daha başarılı olacaklardır.
Rakipler yukarıdaki hataları her zaman yapacaklardır. Rakiplerin sayısı çoktur. Ama gerçek rakip azdır. Yaptığınız hataları azaltarak gelecek yıllarda rakiplerinizden daha başarılı olmak elinizde.

İnsanın sınırlarını kendisinin koyduğunu ve potansiyelinin kendisinin zannettiğinden çok daha yüksek olduğunu gösteren bir film kesiti.

 

Kelebek Etkisi

Yayınlandı: 18 Aralık 2017 / FERDİ KARABEY

Evrendeki her şey, birbirine etki eder, Zincirleme olarak, hayatı var eden şey bu döngüdür.
Kelebek etkisi, İnsan hayatının ne kadar hassas dengeler üzerine kurulu olduğunu; minik bir kartopunun nasıl bir çığa dönüşebileceğini, hayatımızda önemsiz görünen her şeyin, aslında hayatımızın akışını etkilediğini anlatır.

 


Kalite iyileştirmenin temel mantığı içinde en önemli yeri “Sürekli İyileştirme” tutar. Üst düzeyde kalite ve performans sonuçlarına ulaşılması, sürekli iyileştirmenin iyi tanımlanmış ve iyi uygulanan bir yapı içinde ele alınmasını gerektirir. Sürekli İyileştirme tanımı, elde edilen sonuç ne olursa olsun tüm iyileştirmeleri kapsar.

Sürekli iyileştirme kavramı ve yaklaşımı tüm şirket alanları ve fonksiyonları ile iç içe geçmiş, bütünleşmiş olmalıdır. Bütünleşme ile kastedilen şudur:

· İyileştirme tüm iş birimlerinin veya fonksiyonların günlük işlerinin arasına girmiştir.

· İyileştirme süreci problemleri kaynağında gidermeye çalışmaktadır.

· İşin daha iyi yapılmasını sağlayacak iyileştirme fırsatları ve çözülmesi gereken problemler, iyileştirme sürecinin ana girdisini oluşturmaktadır.

Sürekli iyileştirme kavramı, durağanlığın ve statükocu yaklaşımın yok edilmesini gerektirir. Ulaşılan düzey hiçbir zaman yeterli değildir. Bu kavram içinde herkesin inanması ve sürekli olarak kendisine sorması gerekenler şunlardır:

· Hiçbir şey mükemmel değildir ve daha iyi yapılabilir!

· Bu işi nasıl daha iyi yapabilirim?

Böylece her zaman daha iyiye ve daha ileriye ulaşmanın önündeki engeller kalkmış olacaktır.

Bu kavram, en iyi, Planla (Plan) – Uygula (Do) – Kontrol et (Check) – Önlem al (Act) çevrimi ile anlatılabilir. Herhangi bir alana, probleme veya sürece, bu yaklaşımın bir kez uygulanması istenen sürekli iyileştirmeyi sağlamaz. Sürekli iyileşmenin sağlanabilmesi için bu çevrimin artarda, sürekli ve sistematik bir şekilde uygulanması gerekir. Her uygulama sonucunda performansın mükemmelleşmesi yolunda bir dönüm noktası daha aşılmış olacaktır.

Deming Döngüsü

Deming’in 5 Prensibi :

1. Kalite eksikliğiyle ilgili temel problem, yönetimin çeşitliliği anlayamamasıdır. Her şey çeşitlilik gösterir. İstatistik bize bir şeyin ne kadar çeşitlilik göstereceğini tahmin etmekte yardım eder.

2. Problemlerin sistemde mi,  yoksa insanların davranışında mı olduğunu bilmek, yönetimin sorumluluğundadır.

3. Takım çalışması; bilgi, tasarım ve sürekli yeniden tasarıma dayanmalıdır. Sürekli iyileştirme yönetimin sorumluluğundadır. Düşük kalite ve verimliliğin bir çok nedeni, sistemden kaynaklanmaktadır.

4. İnsanların eğitimi, istatistiksel kontrole geçebilmelerini sağlayacak düzeyde olmalıdır.( Kullandığınız sistemin sınırları dahilinde ellerinden gelenin en iyisini yapmalıdırlar.)

5. Detaylı açıklamalar getirmek, yönetimin sorumluluğundadır.

Deming’in 14 Noktası:

1. Bir plan yaparak, amacın tutarlılığını sağlayın.

2. Yeni kalite felsefesini benimseyin.

3. Kitle denetimine bağlı kalmayın.

4. Tedarikçileri yalnızca fiyata göre seçme alışkanlığından vazgeçin.

5. Problemleri saptayın ve sistemi sürekli iyileştirmeye çalışın.

6. Modern iş başında eğitim metotlarını benimseyin.

7. Üretim rakamlarına ( miktar) değil, kaliteye ağırlık verin.

8. Korkuyu uzaklaştırın.

9. Bölümler arası engelleri kırın.

10. Başarmak için yöntemler sağlamadan daha iyi verimlilik talep etmeyi bırakın.

11. Sayısal kotalar öngören iş standartlarını kaldırın.

12. İş yapma onurunu engelleyen bariyerleri kaldırın.

13. Çok sıkı bir eğitim ve öğretim sistemi kurun.

14. Üst yönetimde, yukarıdaki bu on üç maddeyi her gün vurgulayacak bir yapı oluşturun.

Planla

Hedefin saptanması:
Hedefin nasıl, kim, kimler tarafından gerçekleştirileceğinin belirlenmesini içerir. Yani iş planının yapılmasıdır.

Verilerin toplanması:
Deming döngüsünde planlama en kritik evredir. Planlamanın çok iyi hazırlanmış olması “önlem al” evresindeki faaliyetlerin en aza indirilmesine yardımcı olacaktır. Planlama aceleye getirilmemeli ve sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmelidir. Planlamaya gereken önemin verilmemesi “kontrol et” evresinin uzamasına, bu da toplam zaman içinde gereksiz kayıplara neden olur. Saptanan hedeflerin açık, anlaşılır ve ölçülebilir olması gerekir.

Önceleri daha kolay ulaşılabilir hedefler belirlenmeli, elde edilen başarılar sonrasında ise daha zor ve karmaşık hedefler belirlenmelidir. Burası çok önemlidir çünkü en baştan konulan ulaşılması zor, büyük hedefler, başarılamaması durumunda hem moral hem de motivasyon açısından herkesi olumsuz etkiler. Zaten baştan böyle büyük hedeflerin belirlenmesi, sürekli iyileştirme mantığına da uygun değildir.

Uygula

Kesinleşen planın uygulanması aşamasıdır.

Kontrol Et

Sonuca ulaşılıp ulaşılmadığının irdelenmesi olarak tanımlanabilir.

Sapmaların belirlenmesi:

Belirlenen performans hedeflerine ne ölçüde yaklaşıldığının belirlenmesi amacıyla uygulama kontrol edilir. Sonuç başarılı ise, uygulama kontrol edilir ve standartlaştırılır. Böylece gerçekleştirilen iyileştirmeden sürekli olarak yararlanılır.

Önlem Al

Eksik ya da yanlışların belirlenmesiyle açıklanabilir.

Düzeltilmesi:

Hedeflenen ve gerçekleşen performans arasındaki sapmalara neden olan faktörlerin belirlenmesi, ardından bunların giderilmesine yönelik önlemlerin alınması şeklindedir.

ITIL v3 Sürekli Servis İyileştirme Kapsamında Deming Döngüsü